Prostat Kanseri

Prostat kanserinin belirti vermesini beklemeden, 40 yaşın üstündeki her erkeğin gerekli testleri yaptırması gerekiyor.

Prostat kanserinin erken teşhis edilebilmesi için 40 yaşın üstündeki her erkeğe tarama yaptırması öneriliyor. Nedeni ise, yaş ilerledikçe prostat kanseri görülme sıklığının artması.

Prostat Kanseri Nedir?

Prostat, mesanenin altında, rektumun önünde yerleşmiş büyüklüğü ceviz kadar olan bir beze verilen isim. Prostat, erkek üreme sisteminin önemli bir organı. Prostat kanseri ise prostatta ortaya çıkan üstelik erkeklerde en sık görülen kanser türü.

Prostat Kanserinden Korunma Yolları

  • Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak,
  • Sağlıklı beslenme, yağsız gıdalar tüketmek,
  • Rutin sağlık kontrollerini aksatmamak,
  • Oturarak idrar yapmak.

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Genelde erken evrede herhangi bir belirti vermiyor. Bazı hastalarda; idrar yapmada güçlük, gecede iki veya daha fazla idrara kalkma, kesik kesik işeme gibi tıkanmaya bağlı bulgular, idrarda veya menide kan, idrar yaparken yanma hissi gibi belirtiler görülebiliyor. Ancak bu belirtiler iyi huylu prostat büyümesinden ve idrar yolu enfeksiyonundan da kaynaklanabiliyor. Hastalığı çok ilerlemiş kişilerde nadiren görülen ilk bulgu, bel ve sırt ağrısı olabiliyor. Bu hastalarda ağrı, prostat kanserinin kemiğe yayılmasına bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri

  • Yaş: Prostat kanseri için en önemli risk faktörü, yaş. Yaş yükseldikçe prostat kanserine yakalanma riski de artıyor. Gelişmiş ülkelerde prostat kanseri tanısı en çok 65 yaş üstü erkeklerde konuluyor. 45 yaşından önce görülen prostat kanseri, ender durum olarak tanımlanıyor.
  • Aile Öyküsü: Birinci derece yakınlarında prostat kanseri olan erkeklerde risk daha yüksek. Ailede bulunan prostat kanserli kişi sayısı arttıkça ve hastalığın görülme yaşı düştükçe bu risk artıyor. Bunun dışında, yüksek doymamış yağ asidi ve kırmız et tüketimi, obezite ve geçirilmiş prostat enfeksiyon prostat kanseri için risk oluşturdukları düşünülse de bunlar henüz kanıtlanmış değil. Prostatın ‘iyi huylu’ büyümesi de söz konusu. Ancak bu durum, risk faktörü olarak kabul edilmiyor.

Prostat Kanseri Tanı Yöntemleri

Genellikle 65 yaş üstü erkeklerde görülse de, günümüzde, 40 yaşın üstündeki her erkekte prostat kanseri için tarama yapılması öneriliyor. Bunun başlıca nedenleri şunlar:

  • Erkeklerde en sık görülen kanser olması ve erkeklerde en sık ölüme yol açan kanserler arasında sayılması,
  • Başlangıç safhasında çoğunlukla belirti vermemesi,
  • Erken evrede tanı konduğunda radikal (tümüyle) cerrahi tedaviyle yaklaşık yüzde 85 oranında kür (iyileşme) sağlanabilmesi,
  • PSA (Prostat Spesifik Antijen), denilen kan alınarak bakılan hassas bir test olması,
  • PSA testi ve parmakla rektal inceleme yöntemi, gerekirse ultrason eşliğinde biyopsi ile kolay bir şekilde tanı konulması.

PSA: Prostat Spesifik Antijen (PSA), prostat bezindeki hücreler tarafından üretilen bir protein. PSA testi ile, kişinin kanındaki PSA seviyesi ölçülüyor. PSA seviyesi her erkekte ölçülebilir bir değerde bulunuyor. PSA salınımı, normal prostat hücrelerinden olduğu için sadece kansere özgü değil. Yaşa göre normal olarak kabul edilen eşik değerleri kullanılıyor. Genç yaşlarda eşik değerler daha küçük. PSA’nın eşik değerlerin üstüne çıkması, aslında prostat dokusunda salgılanan PSA’nın kana karışma oranının arttığını gösteriyor. Bunun en önemli nedeni; prostat kanseri. Ancak kanser, tek neden değil. Bazen prostatit denilen prostatın iltihabi hastalıklarında ve iyi huylu prostat büyümesinde de aynı sonuçlar alınabiliyor. İşte bu aşamada ek parametreler de kullanılıyor. Bunlar arasında; üroloji uzmanının muayene bulguları, diğer bazı ürolojik tetkikler ve PSA’nın kronolojik seyri, prostat hacmine göre hesaplanmış PSA dansitesi, serbest/total PSA oranı sayılabilir.

PRİ: PSA testinin yanında Parmakla Rektal İnceleme (PRİ) prostat hastalıklarının değerlendirilmesinde en önemli muayene yöntemi olarak kabul ediliyor. Bu muayene şeklinde hekim bir eldiven giyerek hastanın rektumundan prostatın arka yüzünü muayene ediyor. Bu muayene esnasında hekimin dikkat ettiği şey, kabaca prostatın büyüklüğü, prostatın sertliği ve prostatın yüzeyinde düzensizlikler olup olmadığıdır. Prostat kanserinin erken evresinde muayene normal olabilir. Fakat hiçbir radyolojik görüntüleme yöntemi PRİ’nin yerini tutamıyor. PSA, hastanın yaşına göre normal sınırlar içinde iken bile prostat kanseri olabiliyor ve PRİ ile bunun saptanma olasılığı bulunuyor. Bu nedenle PSA testi ve PRİ birbirini tamamlayıcı olarak kullanılıyor.

Transrektal Ultrason ve Biyopsi: Prostat incelemesinde Transrektal (makat yolu ile) ultrason, karından yapılan ultrasona göre daha hassas. Fakat PRİ’nin yerini tutamayacağı için rutin incelemede kullanılmıyor. Hekimler tarafından en önemli kullanım alanı, prostat biyopsisi. PSA, yaşa göre eşik değerlerin üstünde olduğunda veya parmakla muayenede bir anormallik saptandığında, biyopsi yapılması gerekiyor. Prostat biyopsisi makat yolu ile özel bir ultrason eşliğinde, otomatik biyopsi iğneleri ile yapılıyor. Biyopsi; genelde lokal anestezi eşliğinde, ayaktan yapılan bir işlem.

Prostat kanseri, çoğunlukla birden çok odakta aynı anda başladığı için biyopside sistematik olarak prostatın her tarafından örnekleme alarak yapılıyor.

Günümüzde kabul görmüş prostat biyopsi şemaları, en az 12 adet parçanın alınmasını gerektiriyor. Buna ek olarak; eğer muayenede veya ultrasonda şüpheli bir alan varsa bu bölgeden de parça alınıyor. Bu işlem esnasında ultrason kılavuzluğu, biyopsinin istenilen bölgelerden alınmasını sağlıyor. PSA yüksekliğinin sebebi aydınlatılamazsa, PSA yükselmeye devam ederse veya biyopsi sonucu şüpheli olursa biyopsiyi tekrar etmek gerekebiliyor.

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri için farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. Bir hasta için birkaç farklı seçenek olabileceği gibi bazen bu seçeneklerin 2 veya daha fazlası birlikte uygulanabiliyor.

Kişi için en uygun tedaviyi seçerken göz önünde bulundurulan faktörler şunlar:

  • Hastanın yaşı,
  • Hastalığın evresi (prostatın çevre dokulara doğrudan yayılmışlığı ve uzak organlara metastaz yapıp yapmadığının saptanması),
  • Hastalığın patolojik özellikleri (Gleason derecelendirme sistemine göre kanser hücrelerinin farklılaşma derecesi),
  • Biyopsi parçalarındaki tümörün sağlam dokuya oranı (yüzdesi),
  • PSA seviyesi,
  • Tedavinin olası komplikasyonları,
  • Hasta tercihi.

Prostat kanseri tedavisinde uygulanan alternatifler ise şunlar:

  • Aktif izlem,
  • Radikal cerrahi (açık, laparoskopik),
  • Radyoterapi (Işın tedavisi),
  • Hormon tedavisi,
  • Kemoterapi (İlaçlı tedavi).

Bir hasta için birden çok tedavi alternatif olduğu gibi, bazı durumlarda kombinasyon tedavisi de uygulanabiliyor. Yukarıda sayılan faktörler, hastanın tedaviye ihtiyacı olup olmadığını, sadece prostata yönelik bir tedavi ile kür sağlama olasılığının ne kadar olduğunu, tümörün prostat dışındaki organlara komşuluk yoluyla yayılma riskini ve uzak organlara yayılma riskini belirlemeyi sağlıyor. Örneğin genç yaşta tanı konmuş olması, hastanın beklenen yaşam süresi uzun olduğundan aktif ve küratif tedavileri (cerrahi ve radyoterapi) ön plana çıkarıyor. Prostat dışında hastalık olma ihtimali yüksek ise o zaman hormon tedavisi ön plana çıkıyor. Kemoterapi ise hormona dirençli vakalarda tercih ediliyor.

Aktif izlem: Son yıllarda ortaya çıkan bir alternatif. Bu yöntemde; çok yakın bir takip ve bazen biyopsi tekrarları gerekebiliyor. Aktif izlem, kişideki prostat kanserinin klinik olarak önemsiz olduğu durumlarda tercih ediliyor. Fakat kanserin, klinik olarak önemsiz kanser olduğunu belirlemek kolay bir işlem değil. Ancak düzenli bir takip sonrasında kanserin klinik olarak önemsiz olduğuna karar verilebiliyor. Çoğu zaman aktif izlem, cerrahi veya radyoterapinin ertelenmesi şeklinde olabiliyor.

Cerrahi Tedavi: Günümüzde prostata lokalize hastalıkta (erken evre hastalıkta), yaş, PSA gibi faktörler de uygunsa, cerrahi, halen altın standart tedavi olarak kabul ediliyor. Bu evredeki diğer tüm tedavi yöntemlerinin sonuçları açık cerrahi ile karşılaştırılıyor.

Cerrahide; açık ve laparoskopik olmak üzere iki seçenek bulunuyor. Ancak her iki yöntemde de prensip aynı. Prostat bir bütün olarak, etrafındaki damar sinir paketi ile beraber veya bu damar sinir paketi korunarak çıkartılıyor. Damar sinir paketi korunduğunda (sinir koruyucu cerrahi), ereksiyon, hastaların tamamına yakınında ortalama 9 ayda ameliyat öncesi düzeye yaklaşıyor. Cerrahi tedavi sonrası ortaya çıkan çok ciddi olmayan idrar kaçırma sorunu genellikle 1 yıl içinde düzeliyor.

Radyoterapi: Kemik ve uzak organ yayılımı olmayan yani metastatik olmayan hastalıkta, hastanın cerrahi tedavi olmasının riskli olduğu durumda veya cerrahi tedaviyi tercih etmediği durumda, genelde hormon tedavisi ile birlikte kombine olarak uygulanıyor.

Hormon Tedavisi: Bu tedavi genellikle prostatın dışına yayılmış veya tekrarlamış hastalarda uygulanıyor. Prostat kanseri androjene bağımlı olarak geliştiği için hormon tedavisindeki amaç, testosteron denilen erkeklik hormonunun etkilerini ortadan kaldırmak ya da baskılamaktır.

Kemoterapi: Genelde hormon tedavisi görmüş, hormona direnç kazanmış ve metastatik evredeki hastalar için tercih ediliyor.