PET-CT'yi kısaca şöyle açıklamak mümkün; insan vücudundaki organ ve dokuların fonksiyonlarını metabolik düzeyde gösteren PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) ile, detaylı anatomik bilgi sağlayabilen bilgisayarlı tomografinin (CT - Computed Tomography) birleşiminden oluşan bir görüntüleme tekniği. Özellikle onkoloji alanında tümörün saptanması, tümör yayılım derecesinin belirlenmesi, radyoterapi planlanması tedaviye yanıtın değerlendirilmesi ve bazı durumlarda mevcut kitlenin iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu belirleme amacıyla PET/ CT kullanılıyor.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, en yaygın olarak kanser hastalarında kullanılan bu yöntemin etkinliğinin yüksek olduğu alanlar sadece onkoloji ile sınırlı değil. PET-CT, aynı zamanda epilepsi odağının belirlenmesi, Alzheimer hastalığı gibi nörolojik olgularda ve kalp krizi sonrası kalpte canlı doku varlığının araştırılmasında da rol oynuyor.

PET/CT, Kanserin Hangi Aşamalarında Kullanılıyor?

ERKEN TANIDA PET/CT

PET-CT erken tanıda çok önemli avantajlar sağlıyor. Pek çok hastalığı başlangıcında yakalama olanağı sağlıyor. PET-CT öncesi dönemlerde, vücuttaki nodüllerde kanser olup olmadığı ancak biyopsi ile saptanabilirken, şimdi PET-CT ile bu lezyonların kanser olup olmadığı yüksek bir duyarlılıkla saptanabiliyor. PET/CT ile görüntülemede, hastanın vücut görüntülerine ait bilgiler, gelişmiş bilgisayar sistemleri aracılığıyla elde edildiğinden sadece 5 mm. çapındaki tümörlerin görüntülenmesi bile mümkün olabiliyor. PET/CT, kanserli hücrelerin bir özelliği olan artmış glikoz metabolizmasından faydalanarak; herhangi bir parça alınmadan hızlı ve güvenli bir şekilde tanının konulabilmesine yardımcı oluyor.

METASTAZ AŞAMASINDA PET/CT

Pek çok kanserde, çevre dokulara ya da lenf nodlarına yayılım olup olmadığı yani metastazların (başka bir dokuya sıçrama) bulunup bulunmadığının tespiti için de PET/CT önemli bir avantaj sağlıyor. PET-CT ile elde edilen görüntülerde vücudun tümü aynı anda görüldüğü için, hastalığın başka bir organa yayılıp yayılmadığını da değerlendirebilmek mümkün. Bu sayede, örneğin akciğerde olan bir tümörün kemikte, diğer iç organlarda, böbrek üstü bezlerinde veya lenf nodlarında da metastazının olup olmaması, yani evreleme denilen hastalığın yaygınlığının belirlenmesinde de PET-CT, büyük yarar sağlıyor.

TEDAVİ SONRASINDA PET/CT

Kanserlerin büyük bir kısmı, erken tanı konulduğunda yüksek oranda tedavi edilebilir. Örneğin meme kanserinde erken saptanmış hastalarda 5 yıllık yaşam oranı yüzde 80'lerin üzerine çıkıyor. PET-CT, özellikle tümör hakkında verdiği detaylı bilgiler sayesinde görüntülemede çok önemli bir yere sahip. PET ile dokuların metabolizması görülebilmekte; dolayısıyla anatomik olarak bir lezyonun varlığı belirlendikten sonra, bunun malignite (kötü huylu) açısından aktif olup olmadığı da anlaşılabiliyor. Örneğin lenfoma olgularında lenf bezleri büyüyor ve daha sonra tedaviyle küçülüyorlar ancak tamamen ortadan kalkmadıkları durumlar da var. Tedavi sonrası görülen olguların büyük bir kısmında lenf bezleri bir miktar büyümüş olarak kalabiliyor. Bunların içerisinde halen aktif hastalık var mı, yoksa tamamen kaybolmuşlar mı? işte bu sorunun yanıtını alabilmek için PET-CT'nin, en önemli tanı yöntemi olduğu biliniyor. Dolayısıyla PET-CT ile hem o lenf bezlerinin hassas bir şekilde yeri tespit edilirken, bir yandan da halen aktif bir hastalık var mı, yoksa tedaviye tam bir cevap alınmış mı, sorusunun da cevabı bulunuyor. Tüm bu özellikleri sayesinde PET-CT, kanserin erken ve doğru olarak tanısını sağlayarak, tedavi için gerekli ve çok önemli olan zamanı da kazandırıyor.

PET/CT Uygulanan Klinik Olgular

AKCİĞER KANSERLERİ

Akciğer kanserinin araştırılmasında PET/CT önemli bir yer tutuyor. PET/CT tetkiki ile, akciğerdeki nodüllerde artmış F-18 Floradeoksiglikoz tutulumu görülmesi yüzde 96 oranında kanserli doku olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor. Akciğer kanserlerinin evrelemesinde tümör, bölgesel lenf bezleri ve metastaz varlığının değerlendirilmesi, tedaviye başlanmadan önce büyük önem taşıyor. Bu veriler, tedavi planlamasında yol gösterici kabul ediliyor. Birkaç aşamalı tedavi planlandığında PET/CT devreye girerek özellikle lenf bezlerinin ve metastazların değerlendirilmesinde oldukça yararlı bilgiler edinilmesini sağlıyor. Cerrahi olarak çıkarılmış olan akciğer kanserlerinin nüksünün FDG PET/CT ile yüksek bir duyarlılıkla saptanması, mümkün hale geliyor. Klinik olarak tüm vücut PET/CT çalışması yapılmasının bir avantajı da nüksün saptanmasının dışında, uzak metastazların da bulunabilmesi. Tedavi yaklaşımını değiştirecek uzak metastaz varlığının saptanması tedavinin her aşamasında görülebiliyor.

LENFOMALAR

Hodgkin veya non-Hodgkin lenfomalarda PET/CT ile yapılan uygulamalar, giderek önem kazanıyor. Anatomik görüntüleme yöntemleri ile yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda lenfomaların tanısında duyarlılık ve özgüllük oranı, yüzde 90-100. Anatomik olarak görüntülenen lenf bezlerinin artmış glikoz metabolizması göstermesi, aktif olarak lenfomanın varlığını işaret ettiği gibi PET/CT ile tüm vücudun incelenebilmesi, ek bir yarar sağlıyor. Ayrıca, primer (birincil) ince barsak lenfoması gibi lenfomanın alışılmadık yerleşimleri olan durumlarda da PET/CT ile lezyonlar görüntülenebiliyor.

Lenfomalarda evreleme, tedavinin seçiminde büyük önem taşıyor. Toraks, batın ve pelviste lenf bezlerinde veya organlarda tutulumun görülmesi tedavinin belirlenmesinde hayati öneme sahip.

TİROİD KANSERLERİ

Tiroid kanserlerinde PET/CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonlarda yarar sağlıyor. İnce iğne aspirasyon biyopsisinde, histolojik inceleme için yeterli doku alınması ve özellikle benign ve malign foliküler nodüllerin ayırt edilebilmesi sorun oluşturduğunda PET/CT uygulanabiliyor.

Özellikle I-131 tüm vücut taraması negatif olan tiroid kanserli hastalarda nüksün ya da metastatik yayılımın belirlenmesinde PET/CT önemli. I-131 tutmayan, ancak tiroglobulin düzeyi yüksek bulunan hastalarda PET/CT ile lezyonları belirlemenin duyarlılığı oldukça yüksek.

MEME KANSERLERİ

Meme kanserinin tanısında fizik muayene ve mamografi en sık kullanılan yöntemler olmakla birlikte, dens (yoğun) meme, mamoplasti, daha önce yapılan iğne biyopsileri gibi nedenlerle bazı zorluklarla karşılaşılabiliyor. Bu durumların varlığından başka küçük lezyonlarda, mamografi bulguları kesin olmadığında ve fibrokistik hastalıkta, PET/CT uygulaması tanı açısından yarar sağlayabiliyor. Meme kanseri tüm dünyada kadınlar arasında görülen en yaygın kanser olma özelliğini hala sürdürürken, koltuk altı lenf bezlerinin durumu en önemli belirleyici faktör olarak ortaya çıkıyor. PET/CT ile metastatik koltuk altı lenf bezlerinin gösterilmesi, tedavinin uygulanmasında büyük önem taşıyor.

PANKREAS KANSERLERİ

Karın ağrısı ve kilo kaybının belli başlı belirtiler olduğu pankreas kanserleri genellikle geç dönemde saptanabiliyor. Ancak görüntüleme yöntemleri ile her zaman ayırıcı tanı yapmak mümkün değil. PET/CT'nin ise pankreas adenokarsinomları ile kitle etkisi yapan benign pankreatiti (pankreas iltihabı) birbirinden ayırmadaki duyarlılığı yüzde 94'ün üzerinde bulunuyor. Ayrıca pankreas kanserlerinin evrelenmesinde, metastaz varlığının araştırılmasında da PET/CT önemli bilgiler veriyor.

KOLON KANSERLERİ

Tüm malignitelerin yaklaşık yüzde 13'ünü oluşturan kolon ve rektum kanserlerinin saptanmasında PET/CT'nin duyarlılığı oldukça yüksek. Ancak günümüzde rutin uygulamada, primer kolon kanserlerinin tanısında veya başlangıç evrelemesinde şayet karaciğerde veya karaciğer dışında metastaz araştırılmıyorsa, PET'in kullanımı yaygın değil. Kolonoskopi ve baryumlu kolon grafisi gibi ekonomik ve yaygın uygulanan yöntemler ile kolorektal kanserlerin tanısı yüzde 90'ın üzerinde duyarlılıkla saptanabiliyor. PET/CT uygulamasının tanı açısından, kolon adenomlarında yarar sağlayacağı biliniyor.

Tedavi sonrası nüksün en sık görüldüğü malignite türlerinden biri de, kolorektal kanserler. Sıklıkla tedaviden sonraki iki yıl içerisinde yüzde 30-40 oranında nüks saptanabiliyor. Hastaların bir kısmında, sadece karaciğer metastazı olarak görülüyor. Ancak nüks odaklarının sayısı ve karaciğer dışı yayılım olup olmaması tedavide önemli faktörler arasında sayılıyor. Özellikle tümör nüksü ile cerrahi sonrası skar (yara,iz) dokusunun ayırt edilmesinde BT'nin yanısıra MR da yeterli yararlılığı sağlayamadığından PET/CT uygulaması önem kazanıyor. Tüm bu bilgilerin ışığı altında; kolon kanseri nüksü şüphesi olduğunda, bilinen herhangi bir odak olmamasına rağmen yükselmiş tümör marker'ı saptandığında, konvansiyonel görüntüleme yöntemleri ile nüks kararı verilemediği durumlarda ve nüksün cerrahi olarak çıkartılmasından önce ameliyat öncesi evreleme için PET/CT uygulanması yararlı bir seçenek haline geliyor.

MELANOMA

Melanoma, en agresif deri kanseri tipi. Bölgesel lenf bezlerine daha erken olmak üzere her organa metastaz yapabiliyor. Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmayı içermekle beraber, lenf bezi çıkarılmasının yüzde 5-40 arasında değişen komplikasyon oranı yüzünden, metastatik yayılım olanlarda uygulanması tercih ediliyor. PET/CT ile bölgesel lenf bezlerinin durumunun ve diğer organlarda metastaz olup olmadığının araştırılması büyük bir doğrulukla yapılabiliyor.

BEYİN TÜMÖRLERİ

PET-CT'nin kullanım alanlarından birisi de beyin tümörleri. Özellikle beyin tümörlerinin cerrahisi sonrasında, radyoterapi uygulanan hastaların beyin dokusunda, belirli bir dönem sonra radyasyon nekrozuna bağlı olarak bir takım değişiklikler oluyor. İşte bu değişikliklerin radyasyona bağlı doku nekrozundan mı, yoksa tümörün yeniden nüksetmesinden mi olduğunu anlamakta PET-CT'den yararlanmak gerekiyor.

DİĞER UYGULAMA ALANLARI

Sıklıkla uygulanan bu klinik durumların yanı sıra PET/CT ile baş- boyun tümörleri, mezotelyoma, mediasten kitleleri, özefagus kanseri, mide kanseri, ince barsak tümörleri, gastrointestinal stromal tümörler, karaciğer ve safra yolları tümörleri, jinekolojik maligniteler, genito-üriner sistem tümörleri, kemik tümörleri, yumuşak doku sarkomları, nöroblastom ve primeri bilinmeyen metastatik tümörlerde de tanı, evreleme, tedaviye cevabın değerlendirilmesi konularında önemli bilgiler elde ediliyor.

PET/CT çalışması ile ayrıca diğer lenf bezleri, akciğer, karaciğer ve kemiğe sıklıkla olmak üzere hemen her organa olabilecek metastazların da saptanması mümkün hale geliyor. PET-CT teknolojisi Acıbadem'in Adana, Atakent, Bodrum, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Kocaeli, Kozyatağı ve Maslak hastanelerinde bulunuyor.