Genellikle 65 yaş üzerindeki kişilerde; idrarda ağrısız kanama ile kendini belli eden mesane kanserinin bilinen en önemli risk faktörü sigaradır.

Mesane Kanseri Nedir?

Mesane, böbrekten süzülen idrarı depolayan ve kasılarak idrarın vücut dışına atılmasını sağlayan organımız. Mesanenin iç yüzeyi, özel bir hücre tabakasıyla döşeli. Bu hücre tabakasının özelliğinin, idrar kesesini idrarın tahriş etkisinden korumak olduğu biliniyor. İşte mesane kanserinde, bu özel hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalarak sağlam dokuları işgal ediyorlar.

Mesane Kanserinden Korunma Yolları

  • Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak,
  • Sağlıklı beslenmek,
  • Su tüketimini çoğaltmak.

Mesane Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Mesane kanseri en sık, idrarda ağrısız kanama ile kendini gösteriyor. Ancak bu kanama gözle görülmeyecek kadar küçük yani mikroskopik düzeyde olabiliyor. Bazen başka nedenlerle yapılan idrar tahlilinde saptanması mümkün. Daha nadir olarak idrar yaparken yanma gibi tanı konulamayan bazı işeme yakınmaları da mesane kanserine bağlı olabiliyor. Ne var ki günümüzde mesane kanseri taraması için kullanılan bir test bulunmuyor.

Mesane Kanseri Risk Faktörleri

  • Sigara Kullanımı: Mesane kanseri için en önemli risk faktörü olduğu biliniyor. Sigara içenlerde mesane kanseri, riski içmeyenlere göre, 2 kat daha fazla. Sigara dumanında bulunan kansere yol açıcı kimyasal maddeler akciğerler yoluyla emilerek kana karışıyor ve buradan süzülerek mesaneye geliyor. Dolayısıyla bu kimyasal maddelerin mesane hücreleri üzerinde kanser yapıcı etkileri bulunuyor.
  • Mesleki Risk Faktörleri: Boya endüstrisinde, kullanılan benzidin ve betanaftilamin gibi kimyasallarla çalışanların yanı sıra kauçuk, deri, tekstil üreticileri, basımevi çalışanları, boyacılar, kuaförler, makinistler ve kamyon şoförleri mesane kanseri açısından risk altındalar. Mesleki risk faktörleri, sigara içimi ile birleştiğinde risk, belirgin ölçüde artıyor.
  • Diğer Risk Faktörleri: Mesane kanseri en sık 65 yaş ve üzerinde görülüyor. Erkeklerde görülme oranı, kadınlara göre 4 kat daha fazla. Kronik idrar yolu enfeksiyonu, böbrek ve mesane taşı gibi mesanede kronik irritasyona yol açan etkenler, çok nadir görülen doğuştan mesane defektleri, az sıvı alımı, ailede mesane kanseri öyküsü, önceden kemoterapi veya radyoterapi almış olmak, içme suyunda arsenik bulunması da mesane kanseri gelişimi için risk faktörleri arasında sayılıyor.

Mesane Kanseri Tanı Yöntemleri

İdrarda kanama olduğu zaman modern görüntüleme yöntemleri ile idrar yollarında tümör araştırılıyor. Ayrıca yapılan idrar sitopatolojisi de tanıya yardımcı olabiliyor. Fakat mesane tümörü tanısında bu incelemelerin tanı değeri daha düşük. Tanıda en değerli yöntem; görüntüleme yöntemlerini takiben yapılan sistoskopi. İdrar yolundan ince ışıklı bir aletle girilerek mesanenin içinin görüldüğü sistoskopide, gerekiyorsa şüpheli dokulardan parça alma olanağı da bulunuyor. Sistoskopi işlemi sırasında, tümöral oluşumlar temizlenerek hem patolojik tanı hem de tedavi sağlanmış oluyor. Sonradan çıkacak olan patoloji sonucuna göre ek tedaviler gerekebiliyor.

Mesane Kanseri Tedavi Yöntemleri

Patoloji sonucuna göre hastalığın derecesi ve evresi belirleniyor. Tedavi şekline belirlenen evre ve dereceye göre karar veriliyor. Mesanenin kas dokusuna kadar ilerlememiş olduğu ve düşük dereceli hastalıkta sistoskopi ve beraberinde yapılan TUR (Mt) (kapalı yöntemle tümörün temizlenmesi) yeterli oluyor. Hastalar daha sonra düzenli aralıklarla sistoskopi ile kontrol ediliyor. Takip önemli. Çünkü yüzeysel mesane tümörü, ilk iki yıl içinde yüzde 75 oranında tekrarlıyor. Yüksek dereceli tümörlerde mesane içine ilaç vermek gerekebiliyor.

Kas dokusuna ilerlemiş fakat lenf bezi ve organlara yayılmamış olan kanserlerde tedavi, radikal sistektomi işlemiyle gerçekleştiriliyor. Bu tedavide mesane, prostat ve etraftaki lenf bezleri alınıyor. Hastanın idrarını depolayacağını yeni bir mesane veya doğrudan cilde yerleştirilen bir torbaya iletmek için bağırsaklar kullanılarak bir kese yapılıyor. Bazı hastaların tedavisi; cerrahi, radyoterapi ya da kemoterapi ile birlikte uygulanabiliyor.

Metastatik (başka organlara veya lenf bezlerine yayılmış) hastalıkta tedavi olarak sistemik (tüm vücuda yönelik) kemoterapi tercih ediliyor.