Hepatit B ve Hepatit C veya sirozlu hastalarda gelişen karaciğer tümörleri, genellikle erken dönemde belirti vermeyebilirler. Bu nedenle kanında Hepatit virüsleri bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrolü yaptırması önerilmektedir.

Karaciğer Kanseri Nedir?

Ülkemizde Hepatit B ve Hepatit C sık görülen bir sağlık sorunu. Ancak hepatit virüsünün varlığı, karaciğer kanseri gelişimi için çok önemli bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle kanında virüs bulunan veya kronik karaciğer hastalığı olan herkesin, karaciğer kanseri açısından risk altında olduğu için düzenli aralarla takip edilmeleri gerekmektedir.

Karaciğer Kanserinden Korunma Yolları

  • Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak,
  • Karaciğer yağlanmasında rol oynayan yiyecekler tüketmemek,
  • Hepatit virüslerine karşı aşılama gibi yöntemlerle önlem almak.

Karaciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Karaciğer kanseri erken dönemde bir bulgu vermeyebiliyor. Kitle çapı büyüdükçe karnın sağ tarafında yaygın bir ağrı ortaya çıkıyor. İleri evrede ise şiddetli karın ağrısına kilo kaybı ve karında şişlik eşlik ediyor.

Karaciğer Kanseri Risk Faktörleri

  • Hepatit veya siroz zemininde gelişen karaciğer tümörleri tedavi edildikten sonra nüksetme eğilimi taşıyorlar. Bu nedenle tedavi sonrası yakın izleme gerekiyor.
  • Karaciğer dokusu bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile takip ediliyor. Yeni bir kitle ortaya çıktığında yeniden cerrahi girişim veya lokal tedavilerden birisi planlanıyor. Karaciğer nakli yapılan hastalar ise nüks etme olasılığına karşı yakından takip ediliyor.

Karaciğer Kanseri Tanı Yöntemleri

Hastalığın tanısı, görüntüleme yöntemleri ile konuyor. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile karaciğerdeki tümör saptanabiliyor. Ayrıca kan alınarak alfafetoprotein (AFP) karaciğer tümörlerinde yükselen bir belirteç olarak kabul ediliyor.

Karaciğer Kanseri Tedavi Yöntemleri

Karaciğer tümörlerinin temel tedavisi, ameliyat ile çıkarma. Karaciğer fonksiyonlarının yeterli olduğu ve kitlenin çıkarılabileceği hastalarda ameliyat tercih ediliyor. Ancak karaciğer naklinin gerektiği durumlar da mevcut. Bu tedavi yöntemi, tümörün karaciğer içinde sınırlı olduğu siroz hastalarında uygulanıyor. Ameliyat edilmeye uygun olmayan hastalarda ise diğer bazı girişimsel yöntemler uygulanıyor. Bunların arasında ilk sırada yer alan; kemoembolizasyon. Bu yöntemde; karaciğer atardamarının içine ilaç veriliyor. Böylece kitlenin büyümesi sınırlandırılıyor. Hasta açısından toleransın yüksek olduğu biliniyor. Buna alternatif diğer yöntemler ise; alkol enjeksiyonu, radyofrekans ablasyonu ve kriyoterapi. Bunların tümünde kitleye lokal olarak ısı, soğutma veya kimyasal etki uygulanarak tümör dokusunun ölmesi sağlanıyor. Diğer kanserlerde sıklıkla kullanılan kemoterapi, karaciğer kanserlerinde yeterince etkili sonuç veren bir yöntem değil.

Karaciğer Kanserinin Sistemik Tedavisi

Kanserin karaciğer dışındaki lenf bezlerine veya diğer organlara yayılması halinde veya mevcut diğer tedavi yöntemleri kullanılmasına rağmen kanserin ilerlemesi ya da yayılması durumunda “ilerlemiş” ya da “metastatik” karaciğer kanserinden söz edilir. Bu evredeki karaciğer kanserinde kalıcı ve tam bir şifa sağlamak, hastalığı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir ve yapılacak tüm tedavilerin amacı hastanın kansere bağlı şikâyetlerini azaltmak, mümkünse hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır.

İlerlemiş/metastatik karaciğer kanserinde sadece karaciğer üzerinde değil vücuttaki tüm doku ve organlarda etkili olan “sistemik tedavi” tercih edilir. Sistemik tedavi, kemoterapi ilaçlarını ve hedefe yönelik tedaviyi içermektedir.

Karaciğer kanseri genellikle kemoterapi ilaçlarına dirençli bir kanser türüdür ve hiçbir kemoterapi ilacı ömrü uzatmamaktadır. Hedefe yönelik tedavi ilaçları, tümörün büyümesinde ve yayılmasında önemli olan damarlanma özelliğini ve bazı proteinlerin üretimini engelleyerek etki göstermektedir. Yapılan çalışmalarda ilerlemiş veya metastatik karaciğer kanserinde bu ilaçların yaşam süresini ortalama 3 ay kadar uzattığını göstermiştir. İlaç, sirozu olmayan ya da sirozu ağrı durumda bulunmayan hastalarda etkili görünmektedir. İlacın kullanımı ile ortaya çıkması olası başlıca yan etkiler iştahsızlık, halsizlik, ishal, kilo kaybı, ciltte kızarıklık ve/veya döküntü, el ayaları ve ayak tabanlarında soyulmadır.

Hedefe yönelik bu ilaçlar günde 2 kez hap şeklinde ağızdan alınır ve sürekli olarak kullanılır. İlaç kullanılırken belirli aralıklarla kan tahlilleri yapılarak karaciğer testleri ve kan sayımı değerleri kontrol edilmelidir. Yan etkiler fazla ise, karaciğer fonksiyonlarında giderek kötüleşme görülüyorsa ya da kan tahlillerinde anormallikler mevcutsa ilaca ara verilebilir ya da dozu azaltılabilir.