Ağız Bölgesi Kanserleri

Erkeklerde kadınlara göre 2 kat daha fazla görülen ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanabilmesi için düzenli olarak doktor ve diş doktoru muayenesinden geçmek gerekiyor.

Ağız Bölgesi Kanseri Nedir?

Ağız kanserleri; çoğunlukla alt dudak olmak üzere ağzın içinde, gırtlak bademcikler veya tükürük bezlerinin arkasında oluşan kanserleri kapsıyor. En sık görüldüğü bölgeler; ağız tabanı ve dil. Hemen hemen tümü; ağız, dil ve dudakları kaplayan mukozadan, çok katlı yassı epitelyum (skuamoz) hücrelerden kaynaklanıyor. Kanserler, Kulak-Burun-Boğaz ve Baş-Boyun cerrahlarının uzmanlık alanına giriyor. Ağız kanserleri, erkeklerde, kadınlara oranla 2 kat daha fazla görülüyor.

Ağız Bölgesi Kanserlerinden Korunma Yolları

  • Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak,
  • Düzenli doktor ve diş hekimi muayenesinden geçmek,
  • Ağızda mevcut ise yaraya neden olabilecek diş ve protezleri tedavi ettirmek.

Ağız Bölgesi Kanseri Belirtileri Nelerdir?

  • Ağız içinde, dudakta beyaz, kırmızı beyaz leke ve yaralar olarak ortaya çıkar. Beyaz lekelenmeler 'lökoplaki' olarak adlandırılır ve habis dönüşüm gösterebilen lezyonlardır. Kırmızı beyaz lekelenmeler, 'eritrolökoplaki' olarak adlandırılır ve kanserleşme riski daha yüksektir.
  • Ağız içinde ve dudakta geçmeyen yaralar,
  • Tekrarlayan kanamaya yol açan yaralar,
  • Sebepsiz diş kayıpları,
  • Yutma güçlüğü,
  • Boyunda şişlik veya kitlenin ortaya çıkması,
  • Kulağa vuran ağrı.

Ağız Bölgesi Kanseri Risk Faktörleri

Benzer yaşam tarzlarına sahip bazı insanlarda ağız kanserlerinin görülmesi ile bir diğerinde görülmemesi konusunda net bir bilimsel açıklama yoktur. Ancak iyi bilinen bir konu, bulaşıcı olmadığıdır. Yani bir insan, kanseri başka bir insandan alamaz! Ancak çalışmalar bazı faktörlerin kanser oluşumunda etkili olduğunu gösteriyor.

  • Tütün: Hemen hemen tüm ağız kanseri sebeplerinin başında geliyor. Uzun süreli ve yoğun tütün ve tütün ürünleri kullanıcılarında risk çok yükseliyor. Ağız kanseri olma riski, özellikle alkol alışkanlığı da olan bu tip ağır tiryakilerde daha da artıyor. Ağız kanserlerinin yüzde 90'ı tütün kullananlarda ortaya çıkıyor.
  • Alkol: İçenlerin içmeyenlere oranla daha sık karşılaştığı biliniyor. Risk, alkol alımının çokluğu ile doğru orantılı olarak artıyor.
  • Güneş Işınları: Tüm cilt kanserlerinde olduğu gibi dudak kanserlerinde de önemli bir paya sahip. Özellikle sigara tiryakilerinde önemi daha da artıyor.
  • Ailede kanser öyküsü olması, kötü beslenme, kötü yaşam koşulları ve sağlık problemlerinin varlığı riski yükseltiyor.
  • Daha önce baş-boyun kanseri tedavi görmüş ve sigara içmeye devam eden kişilerde risk yükseliyor.
  • Ağızda kırık, keskin kenarlı protez veya dişlerin yarattığı kronik yaraların varlığında ve özelikle sigara içmeye devam eden kişilerde ağız kanserleri için risk oldukça yüksektir.

Tanı Yöntemleri

Tüm kanserlerde olduğu gibi ağız içi ve dudak kanserlerinde erken tanı, tedavide hayati bir önem taşıyor. Kanserin erken devrede yakalanabilmesi için düzenli doktor ve diş doktoru, check up muayeneleri yaptırmakta yarar var.

Muayene sırasında doktor; ağız içi, dil, yanaklar, diş eti veya ağız tabanı ve dudaklarda şüpheli bir yara ya da şişlik görürse biyopsi yapmak ister. Lokal veya genel anestezi altında alınacak olan doku parçası mikroskop altında incelenir ve kanser hücresi olup olmadığına bakılır. Kanser hücresi saptanırsa tümörün yaygınlığı ve başka organlara yayılmış olma olasılığına karşı hastalığı evrelendirme yapılıyor. Bunun için yeni tetkiklerin yaptırılması şart. Tedavi planı yapabilmek için; direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik tetkikler, endoskopik muayeneler ve laboratuvar tetkikleri gerekiyor.

Tedavi Yöntemleri

Kulak-Burun-Boğaz hekimi, medikal onkolog ve radyasyon onkoloğu gibi uzmanlaşmış hekimler tedavi planını hasta ile beraber konuşarak yapıyorlar.

Hastalık cerrahi sınırlarda ise yapılacak ameliyattan sonra kemoterapi ve/veya radyoterapi olasılıkları gözden geçirilip uygulamaya geçiliyor. Tedavinin ardından gerekirse plastik cerrah, konuşma terapisti ve diyetisyen de tedavinin devamına katkıda bulunuyor.

  • Kemoterapi: İlaçlı kanser tedavisi olarak da bilinen kemoterapide, kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyen ilaçlar kullanılıyor. Bazen cerrahi ve radyoterapi ile birlikte uygulanıyor. Kemoterapide kullanılan ilaçların çeşitli yan etkileri var. Karaciğer ve böbrekler üzerine geçici de olsa olumsuz etkileri olabiliyor. Bu nedenle kemoterapi, karaciğer ve böbrek fonksiyonları bozuk olmayan hastalarda kullanılmaya çalışılıyor. Başka bir yan etki ise, hastanın saçlarının dökülmesi. Ancak bu durum geçicidir. Saçlar, tedavi sonrasında yeniden çıkıyor. Bulantı ve kusmalar, en sık görülen yan etkilerdir. Bu yan etkilere, iştah kaybı ve halsizlik eşlik edebiliyor. Kemoterapi ilaçları bağışıklık mekanizmasını da geçici de olsa zayıflatacağından hasta enfeksiyonlara açık hale gelebiliyor. Bu nedenle çok dikkatle kullanılması gereken bir tedavi türü olarak tanımlanıyor.
  • Cerrahi: Tümörün kendisinin veya komşu çevre dokularla çıkarılması gerekirse lenf bezelerinin de temizlenmesini içeriyor. Yemek yeme zorlukları nedeniyle cerrahi işlemden sonra bir süre ağrı tedavisi gerekebiliyor. Özellikle doku ödemi ve şişliğinin düzelmesi birkaç hafta sürebiliyor. Bu zaman içerisinde beslenmeye yönelik zorluklar uygun diyet programlarının uygulanması ile giderilebilir. Tedaviyi üstlenen ekip; hasta cerrahi olarak iyileştikten sonra radyoterapi veya kemoterapi ile devam edilip edilmeyeceğine karar veriyor.
  • Radyoterapi: Basit olarak; ağız ve boğaz bölgesine uygulanan yüksek enerjili ışınların kanser hücrelerini ortadan kaldırarak kanserin yayılımının önüne geçilmesi olarak açıklamak mümkün. Radyoterapi dozları tümörün büyüklüğü ve yerleşimi göz önüne alınarak belirleniyor. Günümüzde Acıbadem Radyoterapi Klinikleri'nde de mevcut olan 'tümöre spesifik ışın veren' cihazlar kullanılıyor. Bu cihazlarla tedavinin etkinliğinin artırılması ve radyoterapinin yan etkilerinin aza indirilmesi amaçlanıyor. En sık görülen yan etkiler ise; ağız kuruluğu, diş kayıpları, boğaz ağrısı, diş etlerinde kanama ve ağrı, ağız içi yaralarında gecikme, lokal enfeksiyonlar, çene ekleminde sertlikler, koku ve tat duyusunda değişiklikler, ciltte hafif yanıklar ve yorgunluk. Tedavi süresince hastanın ağız içi bakımının özenle yapılması gerekiyor. Tüm yan etkilere karşı KBB hekimi uygun bir destekleme tedavisi ile hastanın süreci atlatmasında yardımcı olabiliyor.